Açıklama
Günümüzde uygulanan “İslamî eğitimin büyük bir kısmı, esasen seküler bir eğitim anlayışına dayanmaktadır. İslamî eğitim çoğu zaman, bilimleri, sosyal bilimleri ve diğer uzmanlık alanlarını dışarıda bırakarak, şeriatın dar bir yorumu olarak indirgenmektedir. Bunun sonucunda, bu alanların içerikleri ve öğretim perspektifleri seküler kontrol altında kalmaktadır. Bu durum, Müslüman öğrencileri mezuniyetleri sonrasında bir ikilemle karşı karşıya bırakmaktadır: Ya kapsamı sınırlı bir şekilde fıkıh ve akaid odaklı şeriat ilimlerine yönelerek İslam âlimi olmak ya da şeriat’tan uzak, seküler alanlarda profesyonel veya bilim insanı olarak kariyer yapmak. Böylelikle şeriat, öğrencilerin kendi alanlarıyla ilgisiz bir bilgi alanı olarak görünmektedir.
Oysa İslam, hayatın tüm yönlerine –bilim, sosyal bilimler ve diğer tüm alanlar dâhil– Müslüman bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır. Bir Müslüman mimar, kentsel tasarımı çevre korumasını, mahremiyetin korunmasını ve toplumsal bütünleşmeyi gözeten İslamî bir perspektifle değerlendirmelidir. Benzer şekilde, bir Müslüman siyaset bilimci “güç haklıdır” yanılgısına düşmemeli; eşitliği, iş birliğini ve inanç özgürlüğünü teşvik eden bir dünya görüşü geliştirmelidir. Bu tür kapsamlı bir İslamî eğitim anlayışı, şeriat ile seküler uzmanlık alanları arasındaki uçurumu kapatacaktır. Şeriat, dünyanın anlaşılmasında, farklı disiplinlerde yeni teoriler geliştirilmesinde ve bunların iyileştirilmesinde temel bir referans noktası hâline gelecektir. Böyle bir vizyonda, ümmet yalnızca aidiyet duygusunun bir kaynağı olmaktan çıkacak; her Müslüman ekonomistin, doktorun ve toplum üyesinin bakış açısına ve günlük pratiğine yön veren kurucu bir unsur olacaktır. Dr. Abdullah Sahin, İslamî eğitim alanında önde gelen bir isim olup University of Warwick’te öğretim üyesidir. Akademik geçmişi, İslam Araştırmaları, İlahiyat, Eğitim Bilimleri ve Sosyal Bilimler temellerine dayanmaktadır. Kariyerini Britanyalı Müslüman gençler arasında dinî kimlik oluşumunu incelemeye adamıştır. Birleşik Krallık yükseköğretim sisteminde İslamî eğitim üzerine ilk yüksek lisans düzeyinde programın geliştirilmesinde öncü rol oynamıştır. “New Directions in Islamic Education: Pedagogy and Identity Formation” (İslamî Eğitimde Yeni Yönelimler: Pedagoji ve Kimlik Oluşumu) adlı kitabıyla tanınır. Panelin ardından gerçekleşen soru-cevap oturumunu Dr. Usaama Al-Azami yönetmiştir. Tarih: 29 Haziran 2024, Cumartesi.
Özet
Ana Sunum (Dr. Abdullah Sahin)
Günümüzde İslamî eğitim, seküler eğitim modellerini takip etmekte; şeriata dar bir odaklanma getirirken, fen ve sosyal bilimler gibi alanları seküler bakış açısına bırakmaktadır. Bu durum, Müslüman öğrenciler için bir ikilem yaratmaktadır: Ya kapsamı sınırlı şeriat ilimleri ile yetinmek ya da şeriat’tan kopuk seküler mesleklere yönelmek. Oysa İslam, yaşamın tüm alanlarını yönlendiren bütüncül bir ilkeler dizgesidir. Mimarlar çevresel duyarlılığı, mahremiyeti ve toplumsal refahı gözeten bir şehircilik anlayışı geliştirmeli; siyaset bilimciler eşitlik, dayanışma ve özgürlüğü esas alan bir politik tahayyül oluşturmalıdır. Kapsamlı bir İslamî eğitim, şeriat ile seküler bilgi alanları arasındaki uçurumu aşar; şeriat’ı tüm disiplinlerin teorik temeli hâline getirir. Böylelikle ümmet, soyut bir aidiyet duygusundan öte, Müslüman profesyonellerin ve entelektüellerin toplumsal sorumluluklarının merkezine yerleşir. İslamî eğitimin ümmet kimliği doğrultusunda yeniden tanımlanması; i) eğitimin amacının yeniden düşünülmesini, ii) geleneğin içinden anlamının belirlenmesini, iii) ümmet bilinciyle yeniden inşa edilmesini, iv) toplumsal, siyasî ve medenî hedeflerinin göz önüne alınmasını gerektirir. Modern dünyada İslamî eğitim üzerine ampirik araştırmaların eksikliğinden yola çıkan Sahin, Britanyalı Müslüman gençlerin seküler ve cemaat temelli eğitimler arasındaki kimlik oluşum süreçlerini incelemiştir. Bulgularına göre, İslamî eğitim alanlarının dönüştürücü olabilmesi için teori ve uygulamanın yeniden düşünülmesi gerekmektedir. Batı seküler liberal değerlerinin ve sömürge mirasının etkisi, İslamî eğitimde seküler-dinî ikiliğini pekiştirmiş; başarısız reform girişimleri neoliberal hegemonyaya, dinî canlanma çabaları ise eğitimi “öğretim”e indirgemeye yol açmıştır. Sahin’in modeli, eğitimin başarısını kimlik oluşumuna etkisi üzerinden değerlendirir. Açık kimlik (exploratory identity), eleştirel düşünme ve sorgulamayla gelişen, bireyin özneleşmesini teşvik eden bir kimlik biçimidir. Buna karşılık kapanmış kimlik (foreclosed identity), taklit ve sorgusuz bağlılıkla şekillenen, bireyin özneleşmesini engelleyen bir kimlik yapısını ifade eder. Mevcut eğitim yapısı, kapanmış zihin ve liderlik modellerini yeniden üretmektedir. Sahin, bu duruma karşılık Kur’ânî “terbiye” kavramına dayalı bütüncül bir eğitim yaklaşımı önermektedir. Bu model, büyüme, ıslah ve liderliği merkeze alarak, merhamet temelli bir dönüşüm süreci öngörür. Eğitim, bireylerin iyi bir yaşam sürmelerini ve Allah’ın birliğini (tevhid) fark etmelerini sağlamalıdır. Terbiye, ümmet bilinciyle doğrudan ilişkilidir; adaletli bir toplum inşa ederek insan onuru, mutluluk ve refahın temelini oluşturur. Eşitsizlikleri sorgular ve bireyin kendisine, topluma ve Allah’a karşı etik sorumluluklarını güçlendirir. İslamî eğitimin ümmet kimliği doğrultusunda yeniden tanımlanması, bu terbiye modeline yeniden bağlanmayı, neoliberal bilgi varsayımlarını sorgulamayı, geleneksel taklitçi pedagojileri eleştirel biçimde değerlendirmeyi ve tüm bunları adalet odaklı, kapsayıcı, bütünleştirici ve dönüştürücü bir ümmet kimliği inşası pratiğine dönüştürmeyi gerektirir.
Tartışma
Dr. Usaama al-Azami’nin Değerlendirmesi
- “İslamî eğitim” ve “İslam araştırmaları” modern dönemde, seküler ve pozitivist bilgi anlayışlarının etkisiyle şekillenmiştir. Bu durum, nesnellik, öznellik, bilgi sınıflandırması ve değeri gibi alanlarda önyargılar oluşturmuş; İslamî eğitimin mevcut sistemlere entegrasyonunu güçleştirmiştir.
- Ortaçağ’daki eğitim anlayışı, modern bürokratik ve devlet merkezli modellerden oldukça farklıydı. Günümüzde eğitim, sadece seçkin âlimleri değil, geniş halk kesimlerini de kapsamak zorundadır. Ümmet açısından temel soru, “sınırlı tarihsel örneklerin bulunduğu bu alanda, modern imkânları kullanarak İslam geleneğini nasıl yeniden üretebiliriz?” sorusudur.
Dr. Abdullah Sahin’in Yanıtı
- Tarih boyunca bilgi, iktidarın meşrulaştırılmasında önemli bir rol oynamıştır. Erken dönem Müslüman âlimler çoğu zaman siyasî himayeye karşı mesafeli durmuşlardır. Selçuklu medreseleri, eğitimin siyasî kontrol altına alınmasının erken örneklerindendir. Osmanlı döneminde bağımsız ilim geleneğinin devlet bürokrasisine eklemlenmesi, ulemânın kamusal otoriteyle arasındaki dengeyi zayıflatmıştır. Günümüzde birçok din âlimi, siyasî çıkarların etkisi altındadır.
- Tarihsel olarak “İslamî sivil tahayyül” (Islamic civic imaginary), âlimlerin siyasî iktidardan bağımsız duruşlarıyla şekillenmiştir. Günümüzdeki zorluk, erken dönem ulemâsının bu bağımsızlığını nasıl koruduğunu anlamak ve çağdaş bağlamlara nasıl uyarlanabileceğini keşfetmektir.
Soru-Cevap ve Tartışma Başlıkları
- Müfredat Gelişimi: Seküler bilgiyle eleştirel biçimde bütünleşen İslamî vizyona dayalı müfredatlar geliştirilmelidir. Âlim tanımı, âlim yetiştirme biçimiyle ilişkilidir; dar ufuklu bir eğitim, dar ufuklu bir ilim anlayışını doğurur. “Bilginin İslamîleştirilmesi” girişimi, eğitim bilimcilerle şeriat uzmanları arasındaki entegrasyon eksikliğinden ötürü sınırlı başarı göstermiştir.
- Bütüncül Eğitim: İslamî eğitim, “seküler” olarak sınıflandırılan disiplinler de dâhil olmak üzere tüm bilgi alanlarını kapsamalıdır. Amaç, seküler derslerin “İslamîleştirilmesi” değil, onları İslamî epistemoloji çerçevesinde konumlandırmaktır.
- Öğretim ve Liderlik Dengesi: Son elli yılda İslamî okulların sayısı artmasına rağmen, öğretmen yetiştirme programları ve yenilikçi müfredatlar yetersiz kalmıştır. Dönüştürücü bir vizyona sahip olmayan “hibrit” kolejler bu açığı giderememektedir.
- Çeşitlilik: Kur’ân, çeşitlilikle başa çıkmanın açık bir yolunu sunar. Medine Vesikası bunun tarihsel bir örneğidir. Peygamberî liderlik modeli, eğitimde çeşitliliği kapsayıcı bir biçimde ele almanın paradigmasını sunmaktadır.
- Eğitime Öncelik Verilmesi: Ümmetin siyasî ve askerî başarıları, sağlam bir eğitimsel ve kültürel altyapı olmadan kalıcı olamaz. İran ve Türkiye örnekleri, eğitim yatırımı yetersiz olduğunda kazanımların geçici kaldığını göstermektedir.
- Batı Kavramlarının Öğretimi: Genç Müslümanların “sekülerizm” ve “vatandaşlık” gibi kavramlarla eleştirel biçimde yüzleşebilmeleri gerekir. Bu, ne tepkisel reddiye ne de pasif kabulleniş olmalıdır.
- Pedagojik Vizyon ile İdari Yeterlilik Dengesi: Etkili eğitim liderliği, yönetsel becerilerin dinamik bir İslamî eğitim ethosuyla birleşmesini gerektirir.
- Batı Üniversiteleri ve Eleştirel Bilgi: Batı üniversiteleri, teknik uzmanlıkta başarılı olmakla birlikte, tarihsel İslamî eğitimin bütünleştirici yaklaşımını büyük ölçüde kaybetmiştir. İslamî eğitim, eleştirel düşünme ile manevî derinliği birleştiren, bilgiyi saygı ve hikmetle ele alan bir tutumu yeniden canlandırmalıdır.

Dr. Abdullah Shahin
Dr. Abdullah Şahin, İslamî eğitim alanında önde gelen bir akademisyen olup Warwick Üniversitesi’nde öğretim üyesidir. Akademik geçmişi İslam Araştırmaları, İlahiyat, Eğitim Bilimleri ve Sosyal Bilimlere dayanmaktadır. Kariyerini, Britanyalı Müslüman gençler arasında dinî kimlik oluşumunu incelemeye adamış; Birleşik Krallık’ta İslamî eğitim üzerine ilk yüksek lisans programının geliştirilmesinde öncü rol oynamıştır. Önemli çalışmaları arasında “New Directions in Islamic Education: Pedagogy and Identity Formation” (İslamî Eğitimde Yeni Yönelimler: Pedagoji ve Kimlik Oluşumu) adlı kitabı yer almakta, farklı saygın kurumlarda araştırma ve öğretim faaliyetlerinde bulunmuştur.


