Ümmetiks Kolokyumu: İslam ve Siyahlık
Özet
Ağustos 2023 kolokyumunda, 2022 yılında Simon and Schuster tarafından yayımlanan Islam and Blackness adlı son kitabını tanıtan Dr. Jonathan A. C. Brown konuk edildi. Etkinliğin moderatörlüğünü Dr. Usaama al-Azami üstlenirken, Dr. James Jones ve Dr. Muhammad Khalifa panelist olarak katkıda bulundu.
Kitap, Brown’ın bir önceki eseri Islam and Slavery’nin devamı niteliğinde olup, İslam’ın kutsal metinler ve hadisler düzeyinde “siyahi karşıtı” olup olmadığına dair süregelen tartışmalara yanıt olarak kaleme alınmıştır. Brown, bu konuyu ele alan başka çalışmaların da mevcut olduğunu, ancak kendi eserinin mevcut literatürdeki bağlamsal eksiklikleri gidermeyi amaçladığını belirtmektedir.
Brown, Batı söylemlerinde İslami kölelik ve siyahi karşıtlığının neden günümüzde sıkça gündeme geldiğini ve neden Batı’daki bazı yazarların bu meselelerin Arap ve Müslüman dünyasında ele alınmadığı iddiasında bulunduğunu sorgulayarak tartışmasına başlar. Bu tür endişelerin üç ana nedene dayandığını açıklar.
Birincisi, “Müslüman köle tacirinin Avrupalıyı köleleştirmesi” korkusuna dayanan tarihsel bir endişedir. Bu durum, 1500–1700 yılları arasındaki Batı Avrupa kölelik tecrübesine kadar uzanır. O dönemde Fas, Cezayir ve Tunus kıyılarındaki Müslüman korsanlar, Avrupalı gemileri ele geçirip esirleri fidye karşılığında iade etmek üzere köleleştiriyorlardı. Bu olaylar, Batı Avrupa kültürel tahayyülünde önemli bir yer edinmiştir. Müslüman köle ticareti meselesi de bu bağlamda büyük bir endişe konusu haline gelmiştir. 1800’lerin başında Britanya ve Amerika’daki kölelik karşıtı hareketlerin Atlantik köle ticaretini sona erdirmesinin ardından, dikkatler “Muhammedî köle ticareti” olarak adlandırılan tek kalan kölelik biçimine çevrilmiştir. 1830’lardan sonra bu durum, kölelik karşıtı hareketlerin başlıca odak noktası haline gelmiştir.
İkinci neden, Amerika Birleşik Devletleri’nde yükselen Afrika-merkezci düşünce ve Siyah milliyetçiliği hareketleriyle ilgilidir. Bu hareketler, kısmen Müslüman köle taciri figürü tarafından tahrip edilmiş hayali bir Afrika geçmişiyle özdeşleşmeye başlamıştır. Bu anlayış, Arap-Müslüman köle tacirini tıpkı Amerika’daki beyaz Hristiyan gibi Afrika medeniyetini tehdit eden ve yok eden bir düşman olarak konumlandırmıştır. Chancellor Williams’ın 1971’de yayımlanan The Destruction of Black Civilization adlı kitabı buna örnek olarak gösterilebilir. Bu kültürel tahayyülde, Müslümanlar ve İslam Afrika’ya tamamen yabancı, sömürgeci yıkıcı güçler olarak görülmektedir.
Üçüncü neden ise, 1960’lardan itibaren yürütülen İsrail yanlısı hasbara (kamu diplomasisi) faaliyetleriyle ilgilidir. Bu söylemler, Arapların ve Müslümanların siyahi karşıtı ve köleci olduğu iddialarını körükleyerek Batı sömürgeciliğine karşı gelişen “Üçüncü Dünya dayanışmasını” parçalamakta ve Siyonistleri “ırkçılık karşıtı”, Arapları ve Müslümanları ise “ırkçı” olarak konumlandırmaktadır. Günümüzde Arap ve Müslüman köleliği konusunu neden daha fazla tartışmadığımızı sorgulayan yazıların büyük kısmı, iki gruptan gelmektedir: “Batı üstünlüğünü” savunan şovenistler ve İsrail yanlısı kişiler.
Bu iddialara karşılık olarak Brown, Arap ve İslami kölelik meselelerine ciddi biçimde eğilmenin, İslam’ın ne olduğu, Arapların kim olduğu ve Afrika’nın neyi temsil ettiği konusundaki yanlış varsayımları düzeltmeyi gerektirdiğini savunur. Mevcut tartışmaların, İslam’a sonradan geçmiş Hristiyan köle tacirlerinin “İslami kölelik” olgusuna dahil edilip edilmeyeceği veya Afrikalı Müslümanların köleleştirilmesi meselesi gibi temel sorularla yeterince yüzleşmediğini belirtir. Ayrıca, renk ve ırk kavramlarının tarih içinde nasıl ortaya çıktığını, “siyahlık” ve “beyazlık” kategorilerinin kimler tarafından ve hangi amaçlarla üretildiğini anlamadan bu konuların anlaşılamayacağını vurgular.
Brown, kitabında bu sorulara ve İslam tarihi boyunca bu kategorilerin nasıl ele alındığına değinir. Ona göre, Hz. Muhammed dönemindeki Arap kültüründe “siyahlık” belirli bir ten renginden ziyade “dışarlıklı olma”yı ifade eden bir kavramdı. Örneğin, sahabe Bilal’in siyah olduğundan sıkça bahsedilirken, Amr ibn al-As veya Sufyan ibn-Ümeyye gibi diğer önde gelen kişilerin de siyahi olmalarına rağmen bu yönleriyle anılmadıklarını belirtir. Bunun nedeni, Bilal’in aksine onların “dışarlıklı” olarak görülmemesidir.
Brown, Müslümanların Akdeniz dünyasına yayılmasıyla birlikte Greko-Romen kültür ve Tevrat geleneğinden miras kalan ırksal kalıpları da devraldıklarını söyler. İslam medeniyetinde siyahi karşıtlığın geçmişte ve bugün var olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun İslam’ın özsel bir unsuru değil, tarihsel olarak tali bir olgu olduğunu ileri sürer. Bu görüşünü, İbn Haldun, es-Süyûtî ve İbn el-Cevzî gibi önemli âlimlerin siyahi karşıtı söylemleri reddetmiş olmalarıyla destekler. Ayrıca, bazı İslami hukuk yorumlarında siyahi karşıtı ifadelerin görülmesine rağmen (örneğin Malikî hukukunda “siyah kadınların örtünmek zorunda olmadığı” şeklindeki hüküm gibi), bunun hukukun özünden değil, geleneksel alışkanlıklardan kaynaklandığını savunur. Nitekim Malikî anlayışın bu konudaki yaklaşımı başka bölgelerde kabul görmemiştir; örneğin 1500–1900 yılları arasında Mekke’de Habeş kadınlarının en güzel ve en seçkin kadınlar olarak görülmesi bunun göstergesidir.
Yanıtlar
Dr. James Jones, Brown’un sunumuna cevaben, kitabın hem kışkırtıcı hem de entelektüel olarak kapsayıcı olduğunu belirtmiştir. Ona göre entelektüel açıdan kışkırtıcı olmak, Peygamberî geleneğin bir parçasıdır ve öğrenme amacıyla provoke etmek önemlidir; çünkü bu yaklaşım insanları önemli tartışmalara dâhil eder. Jones ayrıca, geçmişteki ve günümüzdeki siyahi karşıtlığın aynı şey olduğunu iddia etmenin entelektüel açıdan tembelce bir yaklaşım olduğunu, bu tür bir iddianın bizi anlamlı olmayan sonuçlara götürdüğünü vurgulamıştır. Ona göre Brown’un kitabı, siyahi karşıtlığı meselesinin çağdaş popüler söylemlerin sunduğundan çok daha karmaşık bir olgu olduğunu ortaya koymaktadır.
Jones, Brown’un kitabında bazı önemli kaynakların yer almadığını da belirtmiştir. Bunlar arasında Ibram X. Kendi’nin How to Be an Anti-Racist adlı eseri ile Gordon Allport’un The Nature of Prejudice adlı kitabı bulunmaktadır. Jones’a göre, Allport’un kitabı, ırkçılığın ve siyahi karşıtlığın bireysel düzeydeki etkilerini ele almak için uygun bir başlangıç noktası sunmaktadır.
Dr. Muhammad Khalifa ise, Brown’un sunumuna yanıt olarak, çalışmanın özellikle İslam tarihiyle ilişkilendirilen “siyahlık” ve “siyahi karşıtlığı” kavramlarının teorik temellendirilmesi bakımından büyük bir katkı sunduğunu ifade etmiştir. Khalifa, Brown’un kitabının Hz. Muhammed’in ve İslam geleneğinin özsel olarak siyahi karşıtı olduğu yönündeki yanlış kanaatleri etkili biçimde çürüttüğünü belirtmiştir.
Bununla birlikte, Khalifa kitabın bazı yönleri üzerine eleştirel düşünülmesi gerektiğini de öne sürmüştür. Özellikle, siyahlığa ilişkin bazı Arap tutumlarını eleştirmenin ötesine geçip savunmanın ne kadar verimli olduğu sorusunu gündeme getirmiştir. Ayrıca, “beyazlık” kavramına tarihsel olarak içkin olan siyahlık anlayışının daha kapsamlı bir şekilde tartışılmasının eserde yararlı olacağını ifade etmiştir.
Khalifa’nın yönelttiği bir diğer soru, Brown’un siyahi karşıtlığın tarihine ilişkin açıklamasının, günümüz Müslüman topluluklarındaki siyahi Müslümanlara yönelik indirgemeci ve insanlıktan uzak bakış açısını açıklamaya yardımcı olup olamayacağıdır. Bu bağlamda, bu konunun bağımsız bir şekilde araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, “siyah bilgi sistemleri”nin (Black epistemologies) ve “siyah varoluş biçimlerinin” yeterince anlaşılmamasının ve tanınmamasının da siyahi karşıtlığın bir biçimi olabileceğini belirtmiştir.
Khalifa’nın son olarak vurguladığı mesele, iktidar ve kültürel mekânlarla ilgilidir. Özellikle, camilerde eşitlikçi inanç beyanlarıyla pratikteki ayrımcı davranışlar arasındaki çelişkilerin sıklıkla ortaya çıktığını dile getirmiştir. Sherman Jackson’ın fikirlerine atıfta bulunarak, siyahi karşıtlığın bizzat bir küfür biçimi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini sormuş ve çağdaş siyahi karşıtlık tartışmalarının bu tür sorularla daha açık ve ciddi biçimde ilgilenmesi gerektiğini önermiştir.
Tartışma
Brown: Bazı insanlar için ırkçılık, niyetle değil, belirli bir sisteme olan yakınlıkla ilgilidir. Günümüzde iki farklı ırkçılık tanımı bulunmaktadır ve her ikisini de dikkate almamız gerekir.
Brown: Çoğu erken dönem Müslümanı için siyahlık yalnızca bir betimlemeydi. 1200’lerden sonra ise olumsuz bir sınıflandırmaya dönüşmüştür.
Brown: “Beyazlık” kavramı üzerinde düşünmek önemlidir; ancak ben “beyazlık” hakkında olumlu hiçbir anlayışı desteklemiyorum. Bu kavram, belirli grupları “ötekileştirmek” amacıyla oluşturulmuş, temelde olumsuz bir tarihsel inşadır.
Brown: Amerika’daki camiler, topluluğumuzun yararı ve korunması adına, aynı zamanda ırkçılık karşıtı nedenlerle, liderliği siyahi Müslümanlara devretmelidir.
al-Azami: Genel olarak modern ümmet içinde ırkçılığın merkezi bir mesele olduğu kabul edilmektedir. Ümmet bağlamında ırkçılığın rolü nedir? Eğer milyarlarca Müslüman arasında dayanışmayı yeniden tesis etmek istiyorsak, etnik, dilsel ve ırksal ayrımlar bu çabayı nasıl zorlaştırmaktadır?
Jones: Müslüman topluluğun bir parçasıysanız, ırkçılığın kapsamını anlamak gibi bir sorumluluğunuz vardır. Örneğin, bugünkü siyahlığın elli yıl öncekinden farklı olduğunu kavramak bu sorumluluğun bir parçasıdır. Ancak Müslümanların, siyahlığın insanlıktan çıkarıcı bir sınıflandırma biçimi olarak da kullanılabildiğini anlamaları gerekir.
Khalifa: Sömürgecilik sonrası dönemde siyahi karşıtlığa dair İslami bir yanıt nerede? Günümüz dünyasında “beyazlık”, normalleştirilmiş ve görünmez hale getirilmiş bir göstergedir. Beyaz ve siyah bireylerin benzer davranışları farklı şekillerde değerlendirilmektedir. Neden? İslami gelenek bu konuda konuşabilir ve konuşmaktadır; ancak bunu daha doğrudan biçimde ele almamız gerekmektedir.
Brown: Amerika’daki sorun, “beyaz” normların ‘urf’ olarak kabul edilmesidir; herkesin buna uyum sağlaması beklenmektedir. “Beyazlaşan” insanlar —örneğin İtalyanlar— sonunda kabul görür. Siyahiler ise hiçbir zaman aynı biçimde kabul edilmeyecektir. Müslüman topluluklarındaki sorun yalnızca siyahi karşıtlığın varlığı değildir; asıl mesele, hepimizin “beyaz üstünlüğünü” kültürel bir norm olarak içselleştirmiş olmamızdır. Amerika’daki başarılı banliyölü Desiler ve Araplar beyaz insanlar gibi davranmakta, “beyazlık” fikrini bir kutup yıldızı gibi görmekte ve bu fikir onların “iyi Müslüman” anlayışını dahi şekillendirmektedir.
al-Azami: “Beyazlık”tan bahsederken bir fenotipten değil, bir medeniyet tavrından söz ediyoruz. Müslümanların Amerika’ya uyum sağlayabilmeleri için belirli medeniyetsel zorunluluklara uyum göstermeleri gerekmektedir.
Khalifa: Birçok genç Müslüman, beyaz üstünlüğüne karşıdır; ancak göçmen üstünlüğü meselesini kamusal Müslüman alanlarda tartışmaya istekli değildir.
Jones: Sınıf ile sokak farklıdır. Sınıfta siyahi karşıtlığı ve beyaz üstünlüğünü tartışmak bir şeydir; ancak bunlara karşı fiilî eylem ve davranış modelleri geliştirmek başka bir meseledir.
Jones: Ayrıca, ırkçılık ve cinsiyetçiliğin ikiz olgular olduğunu da düşünmemiz gerekir. İleriye gitmek istiyorsak, bu iki olgunun birbirine nasıl içkin olduğunu da göz önünde bulundurmalıyız.

Dr. Jonathan AC Brown
Jonathan Brown, Georgetown Üniversitesi'ne bağlı Yabancı Hizmetler Okulu’nda Alwaleed bin Talal İslami Medeniyet Kürsüsü sahibidir. 2000 yılında Georgetown Üniversitesi’nden Tarih alanında lisans derecesini, 2006 yılında ise Chicago Üniversitesi’nden Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri alanında doktora derecesini almıştır. Dr. Brown, Mısır, Suriye, Türkiye, Fas, Suudi Arabistan, Yemen, Güney Afrika, Hindistan, Endonezya ve İran gibi ülkelerde eğitim görmüş ve araştırmalar yürütmüştür.
Kitap yayınları arasında şunlar bulunmaktadır: The Canonization of al-Bukhari and Muslim: The Formation and Function of the Sunni Hadith Canon (Brill, 2007); Hadith: Muhammad’s Legacy in the Medieval and Modern World (Oneworld, 2009; genişletilmiş baskı 2017); Muhammad: A Very Short Introduction (Oxford University Press, 2011) – bu eser, National Endowment for the Humanities tarafından Bridging Cultures Muslim Journeys Bookshelf kapsamında seçilmiştir; Misquoting Muhammad: The Challenges and Choices of Interpreting the Prophet’s Legacy (Oneworld, 2014) – Independent gazetesi tarafından 2014 yılının en önemli din kitapları arasında gösterilmiştir; ve Slavery and Islam (Oneworld, 2019). Dr. Brown, hadis, İslam hukuku, selefilik, tasavvuf, Arapça sözlük teorisi ve İslam öncesi şiir alanlarında makaleler yayımlamış olup Oxford Encyclopedia of Islam and Law’ın baş editörüdür. Dr. Brown’ın güncel araştırma alanları arasında İslam hukukunda reform ve Sahih el-Buhari’nin tercümesi yer almaktadır. Ayrıca Yaqeen Institute’ta Araştırma Direktörü olarak görev yapmaktadır.

Dr. James Jones
Tamam, metni akademik üslubu daha rafine ve akıcı hale getirerek yeniden düzenliyorum:
James (Jimmy) Jones, Islamic Seminary of America’da İcra Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Manhattanville College’da (Purchase, NY) Dünya Dinleri Profesörü olarak uzun yıllar hizmet vermiş olup, aynı kurumda Dünya Dinleri Bölümü ile Afrika Çalışmaları Programı’nın başkanlığını yürütmüştür. Dr. Jones’un araştırmaları, önyargının sosyokültürel etkileri ile cinsiyetçilik ve ırkçılık arasındaki kesişim noktasına odaklanmaktadır. Bunun yanı sıra, Malik Human Services Enstitü'nün başkanlığını sürdürmekte, yirmi yılı aşkın süredir evlilik danışmanlığı yapmakta ve Association of Professional Chaplains üyesi olarak görev almaktadır.

Dr. Muhammad Khalifa
Dr. Muhammad Khalifa, Minnesota Üniversitesi (Twin Cities) bünyesindeki Örgütsel Liderlik, Politika ve Gelişim Bölümünde Robert Beck Vakfı Profesörüdür. Araştırmaları, kent okullarındaki yöneticilerin kültürel olarak duyarlı liderlik ve baskı karşıtı eğitim uygulamalarını nasıl hayata geçirdiklerini incelemektedir. Okullarda azınlıklaştırılmış öğrenci kimlikleri üzerine geniş çaplı çalışmalar yapmış; okulların gençler için özgürleştirici mekânlara dönüşebilmesi üzerine kapsamlı yazılar kaleme almıştır. Detroit’te kent öğretmeni olarak çalışmasının yanı sıra, Afrika ve Asya’daki eğitim bakanlarıyla da işbirliği yapmış ve onlara eğitim hedefleri ile reform süreçlerinin şekillendirilmesinde danışmanlık yapmıştır.
Kendisi, yakın dönemde yayımlanan Culturally Responsive School Leadership (Harvard Education Press) adlı kitabın yazarıdır. Ayrıca üç kitabın ortak editörlüğünü üstlenmiştir: Handbook on Urban Educational Leadership (Rowan & Littlefield); Becoming Critical: The Emergence of Social Justice Scholars (SUNY Press); ve The School to Prison Pipeline: The Role of Culture and Discipline in School (Emerald Books). Dr. Khalifa’nın makaleleri, eğitim alanının önde gelen akademik dergilerinde yayımlanmıştır; bunlar arasında Review of Educational Research, Teachers College Record, QSE, Urban Review, Educational Administration Quarterly ve Race, Ethnicity, and Education bulunmaktadır.
Dr. Khalifa, ABD okullarında kullanılmak üzere ileri düzey bir çevrim içi “eşitlik denetimi” (equity audit) aracı geliştirmiştir. Bu araç, okullardaki başarı ve disiplin eşitsizliklerini azaltmaya yönelik, araştırmaya dayalı bir yöntem sunmaktadır. Ayrıca Culturally Responsive School Leadership Institute (crsli.org) aracılığıyla, kendisi ve ekibi, okulların kültürel olarak duyarlı öğrenme ortamları hâline gelmesini destekleyecek eğitim modülleri geliştirmektedir.


